
Bir yer var, biliyorum;
Herşeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Orhan Veli Kanık

Bir yer var, biliyorum;
Herşeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Orhan Veli Kanık
Ve bu kısa hayatın kısaca özeti ..:

" la vie est brève - hayat kısacık..
un peu de rêve - biraz hayal,
un peu d'amour - biraz sevgi,
et puis bonjour - derken merhaba...
la vie est vaine - hayat boşuna..
un peu de peine - biraz ıstırap,
un peu d'espoir - biraz umut,
et puis bonsoir - derken elveda... "
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Nazım Hikmet
GİTMEK
Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.
Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.
Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.
"Otur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?
"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.
Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.
Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.
Ne mümkün.
Sabah 9.00, akşam 18.00
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.
Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... İstemek de güzel.
Can Yücel
İstemediğin bir okula girdin. İnsanları mutlu etmek, saygı kazanmak,
sevilmek için...
Sevmediğin bir bölümde senelerini harcadın....
Ayaklarını sürüye sürüye gittin derslere...
Çalışmak istemedin ama yine dezorladın kendini...
Güç bela bitirdin sonunda...
Ne ailen, ne de arkadaşların görmedi yaptığın fedakarlığı...
Alkışlamadılar seni,omuzlarının üzerine çıkarmadılar, madalya takmadılar...
Enerjin çoktan tükenmeye başladı bile...
Kimse bilmez nasıl kendini feda ettiğini...
Ruhunu teslim ettiğini... Gençliğini tükettiğini...
Şimdi iş bulman gerek...
Para kazanman, araba alman, ev alman gerek.....
İstemediğin bir işe girdin...
Böyle olması gerekiyor diye...
Sırfçevrendekiler bekliyor diye...
İnsanları mutlu etmek, saygı kazanmak,sevilmek için...
Sabahın köründe gidiyorsun işe...
Sevmediğin insanlar ile gününü harcıyorsun...
Heyecan duymadığın işlerle zamanını geçiriyorsun...
Yarının gelmesinden nefret ediyorsun...
Sevildiğini hissettin mi peki? Ya saygı? Bitti mi insanların istekleri?
Özgür müsün artık? Hayır hala özgür değilsin...
Şimdi evlenmen gerek...
Öyle ya yaşın geçiyor, evde mi kaldın ne?
Arıyorsun etrafında uygun birisini, artık evlenmeliyim diyorsun...
Acaba gerçekten istiyor musun?
Sana uygun birisini buldun işte, boyu boyuna, mesleği mesleğine, parası parana göre...
Peki ya kalbin?
Düğününden bir gece önce sessizce itiraf ettin kendine, ya doğru kişi değilse?
Belli ki hazır değildin bu evliliğe...
Evlenmek için evlendin...
İnsanları mutlu etmek, saygı kazanmak, sevilmek için...
Mutlu oldun mu peki?
Kalbin heyecanla doldu mu?
Akşam eve koşarak döndün mü?
Sevildiğini hissettin mi?
Daha evleneli bir sene dolmadı, insanlar çocuk demeye başladılar...
İstedin mi gerçekten bir çocuk sahibi olmayı?
Hazır mısın bir canlıyı yetiştirmeye?
Söyle bana ne verebilirsin bu küçük insana?
Hayatı kendi gözlerinle hiçyaşadın mı?
Ne istediğini biliyor musun?
Ya istemediğini?
Hiç risk aldın mı?
Sen hiç kendin için bir şey yaptın mı?
Çocuğun bir gün sorarsa Özgürlük Nedir?
Ne cevap vereceksin?
Sen hiç özgürlüğü yaşadın mı?
Evliliğinde problemler yaşıyorsun...
Sevmediğin bir insanla cehennemi paylaşıyorsun...
Boşanmak fikri kafana gelip gelip gidiyor... cesaret edemiyorsun...
İnsanlar ne der diyorsun...
Gene kendi duygularının üzerine bir duvar örüp başka insanlar için evliliğinde kalıyorsun.... Fedakarlığını gören biri var mı?
Yaşadığın ızdırabı senin gibi yaşayan?
Korkuların seni hapsetmiş, her geçen gün etrafına bir duvar daha örüyorsun.
Sevilmeme korkusu, yalnız kalma korkusu, başarısız olma korkusu, saygınlığını yitirme korkusu ve daha neler neler...
Hayatında hiç korkmadığın bir gün oldu mu?
Cesaretle atıldın mı hiç, ya bilmediğin bir dünyaya girdin mi?
Sevilmemeyi göze aldın mı hiç?
Gülünç duruma düştün mü?
Ağladın mı doyasıya, insanlara aldırmadan?
Acı çektin mi hiç, hani öleceğini düşünecek kadar...
Ve iyileşmeyi başarabildin mi hiç?
Yaş erdi kemale diyorsun, bu saatten sonra benden ne köy olur ne kılavuz.
Umutların tükenmiş, hayallerin yıkılmış...
Koca bir ömür başka insanların kontrolü altında geçip gitmiş.
Alışmışsın artık bu düzene, artık istesemde çıkamam diyorsun...
Ve gene kendin için bir şeyler yapmaktan vazgeçiyorsun...
Ne olurdu istediğin okula gitseydin...
Kim ne derse desin, ressam olsaydın...
Müzisyen, Arkeolog, Sanatçı, Sporcu olsaydın...
Hayattaki büyük adımları ancak hazır olduğunda sen istediğin için atsaydın...
Ne olurdu biraz risk alsaydın?
Biraz kendine güvenseydin?
Biraz kendine inansaydın?
Ne olurdu seni çepeçevre saran zincileri kırıp, önünde ki duvarları aşıp, kendin olabilmeyi başarsaydın?
Kim ne diyebilirdi sana?
Gene kimse madalya takmazdı, gene kimse alkışlamazdı, gene kimse seni omuzlarının üzerine çıkarmazdı...
Ama sen kendine saygı duyardın!
Haydi şu anda şu dakika bir daha bak hayatına...
Bu sefer kendin için bir şeyler yap...
Bırak insanlar sevmesin seni, bırak senin mutsuzluğundan mutlu olmayıversinler, bırak takdir etmesinler, onaylamasınlar, bırak dedikodunu yapsınlar, itiraz etsinler...
Hayatında bir kere olsun bu riski al!
İstediğin mesleği yap...
Zevk al ürettiğin işten...
Uçarak git işine...
Keyif al birlikte çalıştığın insanlardan...
Yaşamını kendin SEÇ ve MUTLU OL seçtiğin bu yaşamdan...
İstediğin insan ile istediğin zamanda evlen...
İster 20 inde ol, ister 50inde...
Senden başka kim bilir doğru insanın kim olduğunu ve doğru zamanın ne zaman olduğunu? Dinleme başkalarını...
Evlenmek için hiç bir zaman geç sayılmaz...
Ve hatta istiyorsan asla evlenme...
Bu yaşam senin, ve ızdırabını da, mutluluğunu da yaşayan tek sensin....
İstediğin zaman çocuk yap...
Kendini hazır hissettiğinde, yaşama bir canlıgetirmek istediğinde ve o çocuğa verecek bir şeylerin olduğunda...
Ve hatta istemezsen hiç çocuk yapma...
İstiyorsan başka bir şehre taşın, başka bir ülkeye, başka bir kıtaya...
Mecbur değilsin bu şehire tıkılıp kalmaya...
İstiyorsan yeniden okula başla, yeni bir meslek, yeni bir hayat, yeni ben diyerek kendin için yaşa...
Şimdi soruyorum sana...
Ne zaman kendin için bir şeyler yapacaksın?
CAN DÜNDAR
« Önceki ::